Tam herşey oldu dediğin an yitip gider yine herşey.Olması için oldu dememek gerekir belkide...Bilemiyorum..
Verdiğin değeri alamadığını anladığında hissedersin bunu.Yine bi kalp ağrısı bir iç acısı..Tuhaf bir acı böyle boynunda yutkunmanı engelleyen nefes alırken derin derin alman gerektiğini hissettiren.Hem tuhaf hemde derin bi acı.Hele ki hayatın dejavu gibi olmuşsa daha yakan bir acı olur bu içinde.Yaşayan bilir derler ya bazı şeyleri he işte aynı buda öyle bir acı.Yazılıp okunulduğunda anlaşılmayan ama yaşanıldığında hissedilen...Bazen diyorum her olumsuzda keşke başa alma hakkımız olsa zamanı taaa en başaa.En tanımaya çalışılan zamana.Ve uzun uzun yer versek o zamana kii sonrasında yanmasın içimiz diye.Ama malesefki yapamadığımız için bunları yaşıyor değilmiyiz.
Tabi bunun yanında anlaşılmamakta var veya anlaşılıpta anlamamazlıktan gelmede olabilir.Aslında neye kırıldığının neye kızdığının bilinmemesi yada bilinipte farklı yorumlanması..İnsan ilişkileri zor gerçekten çözmek zor,anlamak zor,anlamlandırmak zor,herşey iyiyken bir anda kötüye dönüşü görmek zor,zor,zor,zor işte .Bide şu hayatta güvensizsen bir kat daha zor.
Ne çok rahat olucaksın nede çok sıkı arasını iyi biliceksin ve bildiriceksin ki yine herşey hayalkırıklığına dönüşmesin..Ve canın tekrar parçalara ayrılmasın...
Şimdi ne bir bitiş bu yazı nede bir başlangıç belki biraz sitem belki biraz iç döküş.Belkide o yazdığım mektuptaki hayal kırıklığına giden yolun başı...Ama ne olucaksa az üzülmeli olan neyse o olsun.Hatta mümkünse hiç üzülmemeli ne varsa o olsun olmaz mı? Çünkü bu kadar güven ve iyiliğin karşılığının yine bir acı hikayeye dönüşmesini istemiyorum,isteyemiyorum...
O prenses yerinde kalsın o saat hiç 12 olmasın balkabağına dönüşen bir hikaye kahramanı olma..Hiç bunu düşünerek koymadım çünkü ben adını...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder